macera etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
macera etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Cuma, Aralık 15, 2006

Puding ve göz kararı;

Bugün akşam eve gelince yorgunluğu biraz üstümden attıktan sonra aklımda olan puding yapma fikri ampulünden birden ışıklar saçılmaya başladı. Arkasında yazan tarife göre aynen şöyle yapmam gerekiyordu:

Hazırlanışı:
  • 750 ml soğuk sütü derin bir tencereye boşaltın. Üzerine poşetin tamamını ilave edip iyice karıştırın.
  • Orta ateşte kaynayıncaya kadar karıştırın. Kaynadıktan sonra 2-3 dakika pişirmeye devam edin.
  • Sıcak olarak kaselere boşalttıktan sonra buzdolabında soğutun. Muz aromalı pudinginiz servise hazırdır. Afiyet olsun !
Şimdi 750 ml sütü nasıl hesaplayacağım yaklaşık 4 su bardağı süt falan oluyor galiba öyle mi yapacağım yoksa engin mutfak tecrübelerime dayanarak göz kararımı yapacağım. Tabiiki de göz kararı yapacağım. Yazanları harfiyen yerine getirdim ya da ben öyle yaptığımı zannediyorum. Sonra kaplara koyup buzdolabına koydum. Soğuduktan sonra büyük bir iştahla buzdolabının kapağını açıp kaseyi elime aldım diğer elimde tatlı kaşığıyla. Ama hafif su kıvamında yarı akışkan bir kıvamda bir pudingle karşılaştım. Tadı güzeldi ama biraz daha katı olması gerekmez miydi? Hay bir daha göz kararı yapanın. :)

DÜZELTME: Pudingin hafif su kıvamında olması daha tam soğumamasından kaynaklanıyormuş. Biraz daha soğuyunca çok daha güzel oldu. Bu arada benim de göz kararım gayet güzelmiş. ;)
Bowling;

Geçen hafta üçüncü bugün ise dördüncü kez bowling oyununu icra ettim. Liseden sınıf arkadaşım İsmail ile İpek'in organize ettiği bowling turnuvasına Fatih arkadaşımla birlikte katıldık. Sınıftan diğer arkadaşlar "yaa işte biz fazla bilmiyoruz" gibi nedenlerle katılmak istemediler. Ama amaç eğlenmek olduğu için biz katılmayı uygun bulduk.

Turnuva iki aşamadan oluşuyordu. İlk olarak 5 kişilik gruplar oluşturuldu ve bu gruplarda bir oyun oynandı. Bu oyunun sonunda en yüksek puanı alan 20 kişi bir üst tura geçti. Bu aşamada sınır puan 98'di. Bendenizde ilk turda 120 yaparak bir üst tura geçmeye hak kazandım. Şunuda söylemeden edemeyeceğim 3 atışta 0 çekmiştim artık onlarıda devirsem neler olacağını siz hesaplayın. Ama şunu da söyleyeyim bu puanı alıp bir üst tura geçince benimki bayağı bi kalkmıştı. Hani tavanda falan denir yaa aynen öyleydi. Yok kupayı direk bana verin artık atmaya gerel yok ve daha niceleri. Bu arada şunu da sıkıştırayım artarda 3 strike(hepsini devirmek) yapan tek oyuncu bendim.

İkinci turda ise işler ters gitmeye başlamıştı. İkinci atıştan sonra sağ baş parmağım da ağrıdan ziyade acı vardı. Hani hep şöyle bir muhabbet vardır: Bir işi beceremeyince "yaa işte çalışamamıştım, hastaydım" gibi bahaneler üretilir ya benimki onlar gibi gözükse de inanıp inanmamak size kalmış. Ama gerçekten çok acıyordu ve hala acıyor. Bu koşullar altında elimden gelip baş parmağımdan gelmediği kadarıyla atışlarımı gerçekleştirdim. Sonuç olarak pek iç açıcı bir netice alamasamda akıllarda "artarda 3 strike yapan çocuk" diye kalmıştım. Eğlendik, hoş vakit geçirdik, arkadaşlarla konuştuk daha ne olsun bu kadarı yeterli.

Pazartesi, Aralık 11, 2006

Merhaba İstanbul ben geldim.

Ne kadar olacağını tam olarak bilemiyorum yaklaşık 3 ay 8 gün(aslında o geçen her günü sayıyordum (: ) sonra İstanbul'a tekrar ayak basmıştım. Hâlâ bıraktığım gibi duruyordu ama bu sefer daha öncekiseferlerde gittiğimden bir fark vardı: Abim İstanbul'da değildi.

3 aydır görmediğim arkadaşım Mertlerin evinde konaklayacaktım. Yolculuğum erken saatte trene binerek başlamıştı. Trenler bile değişmemişti. Ama ilk kez Haydapaşa'da inecektim. Bu arada abime teşekkür ederim. Şu öğrenci akbili gibi kullanışlı bir şey yok valla. Ne kadar keyifli oluyor sınırsız akbil kullanmak.

Mertlerin evine gittim. İşte bildiğin öğrenci evi. Mert'in tango kursu vardı evden biraz erken çıkıp hayatımın yarısını birlikte geçirdiğim arkadaşım Ziya ve kız arkadaşı(Seda) ile buluşacaktık. Taksim meydanda buluşmak ne kadar akılcıysa bizde öyle yaptık. İlk olarak bir şeyler atıştırdık arkasından Mert kursa gidince bi de Nevzade'ye gittik. Ve nadir içki tüketimlerinden birini gerçekleştirdim. Daha sonra Mert kurstan çıkımca Mert'in tavsiyesiyle bir yere gittik ve orada şunu anladım hiçbir kavurma annemin yaptığına benzemiyor. (Anneciğim ben gelince artık kavurma yaparsın) Yemekten sonra Mertle birlikte ayrıldık ve Mertlerin evine gittik. Aynı akşam da yine taksime giderek(Mert. Can(Mert'in ev arkadaşı) ve Ben) damsız alınmama olayın test ettik ve onayladık. Daha sonra yine Nevzade'ye giderek nadir içki tüketimlerinden ikncisini gerçekleştirdim.


2. gün;

Bugün ise
lise arkadaşlarım Harun, Emir, Ziya ile buluşacaktım. Nedense yine Taksim'de buluştuk ve Ortaköy'de kumpir yemeye karar verdik. Hem muhabbet edip hem kumpirleri yerken daha sonra ne yapalım diye konuşuyorduk ve o an Ziya atlayarak "Hadi ihale yapalım dedi". Peki diyerek ihale oynamaya gittik Tophane'ye. Aslında sonuç belliydi. Ortaokuldan beri süregelen bir istatistik var. Ziya'nın kurduğu takım kaybeder. Ve yine öyle oldu.40 sayı farkla kazanmıştık.



Bekle İstanbul tekrar geleceğim.
Bowling;

Geçen hafta Ömer, Gök, Beste, Hilal ve ben bowling oynamaya gitmiştik. Asıl amacımız gnctrkcll'den yararlanıp ikinci biletleri beavaya getirmekti ama sanırım herkes bizim gibi düşünmüştü. Sinema aktivitesi yatınca bizde bowlinge gidelim dedik.

Ayakkabılarımızı ayarladıktan sonra sıra o güzelim topları yuvarlamaya geldi. İlk oyunda ilk dikkat çeken Beste'nin sakin abla edasıyla yaptığı o atış stili. Yürüyerek çizgiye kadar gidiyor ve sanki elinden düşürmüşcesine topubırakıyor ve isabetli atışlar atıyordu.(Elimizde bu atışları gösterecek fotoğraflar olmadığı için üzgünüm) Ve Gök'ün biraz deneyimsizlikten kaynaklanan boş atışları, Ömer'in yorum getiremeyeceğim atışları ve Hilal'in(ki kendisi oyunda ilk strike yapandır) dengeli atışlarıyla ilk oyun bitti. Bendeniz sıralamada ilk sırada yer alıyordum ilk oyunun sonunda.

Hoşumuza gitmiş olacak bir oyun daha oynayalım dedik ve ikinci oyuna başladık. Ama bu oyunda bir iddia vardı: Hilal ve Ömer pizzasına iddiaya girmişlerdi. Hilal Ömer'den önce atış yapıyordu. Hilal bu atıştan puan alamayıp Ömer'in bütün labutları devirmesiyle iddianın akışının nasıl olacağı belli olmuştu. Ve Ömer Hilal'den pizzayı kapmıştı. Ama ne zaman bu pizza alınır bilemeyiz.

Buyrun buradada bowlingden bir kaç foto:


bowling1

bowling3

bowling2

Çarşamba, Aralık 06, 2006

45 ;

Gök'le beraber oturuyoruz. Dersimizde fizik. Örnekler falan çözüyoruz. Hoca işte bir tane soru yazdı. (Hatırlamak için deftere bakıyorum) 125 cm yukarıdan bir bilye serbest bırakılıyor ve beton zemine çarpıyor. Daha sonra 80 cm'e kadar çıkabiliyor. e=? (g=10m/s2)
Bende en basitinden çözecekmişim gibi soruyu çözmeye başladım. Yere deymeden hemen önceki hızı 5m/s
2 80 cm'ye gelmeden hemen önceki hızı 4m/s2. Kendi kendime "aaa soru ne güzel gidyo kesin çözerim ben bunu" diyorum. Ama ne bulacağımı bilmeden kör topal gidiyorum işte. Çarpma anında kaybolan enerji potansiyelde ne kadar yüksekliğe sahip olur onuda hesaplıyor (niyeyse). Ve buldum. Gök'e söylüyorum. Olm buldum 45 miş diyorum. Ne 45'i olm. 125 ile 80'in arasında 45 cm olduğunu anlayınca zaten aynı anda kopuyoruz Gökle beraber.
Manikür ve pedikür;

Oldum olası hangisi el için hangisi ayak için olduğunu bilmediğim ayak ve el bakımı. Budan ne kadar önce bilemeyeceğim kendimce hangisinin hangisi olduğunu bilmek için bi yöntem geliştirdim. Hani köpek gibi hayvanlar için "pati" deriz ayakları için ben de bunu pedikür ile bağdaştırdım. Geriye kalanı ise el için olan olacaktı. Herşey mükemmel gibi gözüküyordu ve taki bu güne kadar mükemmel işlemişti.

Bugün saygıdeğer Gök arkadaşım tırnağını mı kırmış bi şeyler yapmış. Ben de ona manikür yaptır o zaman gibilerinden birşeyler söyleyecektim ama harşey bu kadar basit olmadı.

Sadece manikür diyecektim ama hangisi el için olandı?

Doruk: Olm o zaman madikür yaptır.
Nehra,Gök ve duyan diğer arkadaşlar: ?!?!?!?!?!?
Doruk: Aman işte penikür.
Nehra,Gök ve duyan diğer arkadaşlar: kahkahalar (yüzlerde "yuh bu kadarda olmazki" şeklinde bir ifade)

Yüz kızartan bu deneyim sanırım bana hangisinin el için hangisinin ayak için olduğunu öğretmiştir. El için pedikür, ayak için manikürdü değil mi? :)